« Önceki |

25/5/2008

SAKLA YAMALARINI KALBİM

Sakla Yamalarini Kalbim

ne gül
ne yarin!

gül,
küle karilmis günlerin tortusunda
yarin,
vurulmus yatiyor bugünün avlusunda
sakla yamalarini kalbim.

insanlar büyüdükçe günler kisalir
günlerimiz gibi asklarimiz da
yittikleri duraklarda kalirlar
sakla yamalarini kalbim.

kendini biçak gibi isiyan yeni güne bagisla
yürü, arkana bakma, ama umursa
bazen anilara en çok yakisan elbise
birkaç damla gözyasidir unutma.
YILMAZ ODABASI

12/5/2008

Unutulan güzellikler

 

 

 

Mektup yazmak, kimileri için bu teknoloji çağında çok gereksiz bir mevzu! Teknolojinin tabiri caizse çıldırdığı şu zamanda teknolojiye inat mektup yazmanın verdiği zevki özümsemiş ve inatla hala bunu sürdürmeye çalışanlardan biriyim.

Sevdiğin için, annen, baban, kardeşin, dostun vs. bir şeyler yapmak, onu mutlu etmek onun için emek verip iki satır bir şeyler karalamak. Peki meiller, mesajlar bu duyguları yaşatabilir mi? Belki hadi be sende hangi çağda kaldın diyenler vardır aranızda. Ama inanın el yazınızla özenle çizgisiz tertemiz bir kağıda mektup yazmanın verdği  duyguyu hiç bir teknoloji veremez.

Bazen bunları yaparken mektup yazıp yollarken bu tür sözler gelmiyor değil. Canım ne gerek var, msn var, meil var, telefon var, kendini yorma diyenler. Düşünüyorum eski çağlardan mı kaldım acaba?Ama mutlu oluyorum. Kim ne derse desin el  yazısıyla yazılmış duyguların tadını hiç bir şey veremez ve hiç bir teknoloji aleti beni mektup yazmaktan alıkoyamaz bu kadar

Tabi bunun yanında senin için yazılmış mektipları okumakta bundan daha zevkli daha mutlu edici bir olay. Eline sana yazılmış o cümleler dolu kağıdı okumak heleki bunu geçmişte aldığın mektupları tekrar açıp okumak insanı geçmişe götürmesi yok böyle bir duygu iddia ediyorum. Böyle şeyleri yapmamış olanlar, geçmişte yapıpta şimdi teknolojinin kurbanı olanlar deneyin lütfen inanın sizde mutlu olacaksınız. Mektup yazamıyorum bahaneleri geçersizdirElinize kağıdı, kalemi alın, aklınıza, kalbinizede yazacağınız kişiyi getirin bakın nasıl  yazıyorsunuz nasıl kendilğinden dökülü veriyor o cümleler.

 

17/4/2008

Herkese Merhaba

Uzun süredir yazmadığım sayfama uğramak istedim bir şeyler karalamak. Aslında bunun sebebi tekrar blogcuya dönen çok sevdiğim bir arkadaşımla konuşmam. Sakın yanlış anlaşılmasın yazmakla ilgili hiçbir şey konuşulmadı. Ama onunla konuşmak, onun tekrar buraya döndüğnü görmek içimde yazma hissi uyandırdı:) Onunla konuştuktan sonra uzun süredir buralara uğramadığımı farkettim ve o uzun süre içinde yaşadıklarım gözümün önünden geçti bir bir... Neler yaşanmadı ki yeni umutlar, mutluluklar, bunun yanında hüzünler, gözyaşları yani gökkuşağı gibi her renk vardı yaşanılanların içinde. Ama şunu itiraf etmeliyim ki mutluluk daha baskındı:) Tabi bunun sebebide ayrı bir mevzu:) Beni mutlu eden kişiyede burdan çokkkkkk teşekkür ediyorum. O kendini biliyor:) Yazı iyice dağıldı farkındayım ama bugün böyle dağınık, havada uçusan belki de anlamsız cümleler olacak yazdıklarım. Birbirinden bağımsız. İçimden geldi yazmak. İçinden gelen şeyleri yapan biri olarakta kendimi burda buldum işte:)Beni yazmaya iten asıl şey zamandı. Ne çabuk geçmişti o kadar çok zaman ve ne çok şey yaşanmıştı. Hzünlü bir anımda açtığım bu blogu mutlu bir anımda terk etmiştim. Ama en önemlisi bana çok güzel arkadaşlar kazandırdı. Ve bunlardan biri bugün bunları yazmama vesile oldu. Hoşgeldin arkadaşım yazılarını takip edeceğime emin olabilirsin. geronimooooo . Segi, sağlık, huzur ve mutluluk herkesi bulsun:)

25/2/2008

 

TÜRKÜZ ÇILGINIZ BİZ ESARETE BOYUN EĞMEYİZ VAROLMA SAVAŞINDA BİR ÖLÜR BİN DİRİLİRİZ!!!

 

Öncelikle sınır ötesi harekatta şehit düşen tüm askerlerimize Allah'tan rahmet ailelerine sabır dilerim.

Sanmasınlar ki bu vatanı üç beş kişi üç beş çabulcu yıkabilir.Bizler Fatih Sultan Mehmetin torunları Atatürkün evlatlarıyız bu vatanın bir karış toprağını kimselere yar etmeyiz

NE MUTLU TÜRKÜM DİYENE

 

12/2/2008

ŞEHİT MEKTUBU GÖRÜLMÜŞTÜR

 

Şehit Mektubu Görülmüştür...

Vakit gece
Alaca karanlık
Üç-beş nöbetinde
Ayakta dimdik uyanık
Görevi devralan ben miyim anne...

Estikçe esiyor rüzgar
Ayaza kesiyor kar
Yol dolam dolam
Üst baş sırılsıklam...

Kara sular içinde ayaklar
Parmaklar donmuş... Ne gam!
Alev alev yanıyor iman ateşi
Isıtıyor yürekleri vatan sevgisi
Türk Askeri... Çelik gibi sağlam
Aşk ile kavrulan ben miyim anne......

Adım başı pusu
Hıncahınç baskın
İhanetin ayak sesi
Yaklaşıyor akın akın
Dost görünen düşman
Yılan gibi... Çıyan gibi
Pespâye hayın mı hayın
Eli tetikte... Gözü mevzide
Ruhu bedende darmadağın
Hedefte görülen ben miyim anne...

Plân tamama erince
İşaret verince akbabalar
Şeytani şerlerini sürünce
Yalap yalap yağıyor bombalar
Kurşunlar değiyor döne döne
Gümüş künyeli göğüsler çatlıyor
Haki gölgeler yükseliyor gökyüzüne
Sırtından vurulan ben miyim anne...

Gönüllere huzur
Kalplere metanet
Kalanlara ya sabır
Gidenlere gani gani rahmet...
Sergilenen vakar duruş düşmana
Ve huşu içinde Hakka teslimiyet
Açılan gül tebessümü yanaklarda
Dudaklarda son kelime-i şahadet
Dünyadan ayrılan ben miyim anne...

Erken terhis
Elzem tezkere
Ağaran şafaklar
Doğan güneşe gebe...
Geçiliyor birlik merasim tören
Kuş kanat memlekete uçuluyor
Çukurlar açılıyor kabri mesken
Kefenler biçiliyor kolsuz beden
Alınlara Ayyıldızın ışığı saçılıyor
Bayrağa sarılan ben miyim anne...

Bir bir yıldızlar kayıyor işte
Kaç Can daha göçüyor öteye
Selam sana Kahraman Ordu
Selam olsun Mehmetçiklere
Birgün elbet fırtına dinecektir
Elbet ölümü tadacak her nefis
O’ndan gelen, O’na dönecektir
Hakkını helal eyle Ey Türkiye!
Toprağa verilen ben miyim anne..

Ayrılık zor... Zaman pek dar
Elveda yâr, elveda arkadaşlar
Anne-baba, bacı ve gardaşlar
Elveda Anadolu... Kutsal yurt
Elveda uğruna ölünen sevdalar
Yüceler seslenince gitmek gerek
Ki daha yollarda bekleyenler var
Şefaatiyle şehidi gözleyenler var
Cennete çağrılan ben miyim anne...

Şehitler ölmez...Vatan bölünmez
Ölürken dirilen ben miyim anne...

:!: ALINTI :!: